Deprem tarımı nasıl etkiledi, hangi ürünlerde rekolte kaybı endişesi var?

Kahramanmaraş merkezli depremlerin yarattığı büyük yıkımın tarım üzerindeki olumsuzlukları netleşmeye başladı.

Toplam tarım alanlarının yüzde 16,1’inin bulunduğu deprem bölgesinde tüm zorluklara rağmen üretim devam etse de tarım arazilerinin bazı bölümlerinde yarıklar, tümsekler oluştu, tarlaların yanındaki yollarda da çökme ve kayma meydana geldi.

Toplam sığır varlığının yüzde 12’sini, küçükbaş hayvan varlığının ise yüzde 18’ini oluşturan bölgede ahırlar çöktü, enkaz altında kalan hayvanlar ya öldü ya da çiftçinin deprem sonrası hayvanına bakabileceği yemi bulamaması sonucu fırsatçı tüccarlara ucuz fiyattan satıldı.

Ekili arazisini ve hayvanını bırakıp çevre illere göç edemeyen depremzede çiftçiler üretime devam etmeye çalışsa da hem sulama, gübre ve ilaca erişimde zorluk yaşadığı hem de tarlasına gidecek traktörü de enkaz altında kaldığı için üretime devam etmekte zorlanıyor.

Gaziantep’te domates, biber, patlıcan, salatalık ve kabak ekiminde, Elbistan’da mısır; Hatay’da mısır ve pamuk rekoltesinde düşüşler yaşanacağına yönelik endişeler var.

GÜBRE ATILAMADI, SEBZE VE HUBUBATTA TEHLİKE

Deprem sonrası bölgedeki çiftçinin ve tarımsal üretimin son durumunu öğrenmek için Antakya Ziraat Odası Başkanı Mehmet Muzaffer Okay, Gaziantep Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut ve Adıyaman Ziraat Odası Başkanı Yaşar Özkan ile konuştuk.

Gaziantep Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, Gaziantep’te şubat ayından itibaren açık alanda sebze üretiminin başlamak üzere olduğu ve üst gübrelerin atılmasının gerektiği bir dönemde deprem olduğunu ve çoğu araziye bu gübrelerin atılamadığını anlattı.

“Bir an önce açık alanda sebze bahçeleri oluşturulması lazım. Nisanın ilk haftasına kadar yapılmazsa bu ürünlerden mahrum kalınacak” diyen Çolak, benzer şekilde buğday ve mercimek tarlalarına da gübre atılamadığını, bunun da ürün kalitesinde kayıplar oluşturacağına dikkat çekti.

‘ÜRETİM KAYBI VE PAHALILIK KAPIDA’

Çolak, kentte depremden en büyük zararı gören ilçelerden Nurdağı ve İslahiye’nin tarımsal üretim açısından çok önemli olduğunu, buradaki kayıpların da üretime olumsuz yansıyacağına işaret etti.

TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar ile birlikte Gaziantep’in köylerini gezdiklerini ve durumun hiç iç acıcı olmadığını söyleyen Çolak, şu uyarıyı yaptı:

“Köylerde ahırlar ve hayvanların dışında ekipmanlar da enkaz altında kaldı. Çiftçinin eli kolu olan traktör ve ekipmanlar tahrip oldu, kullanılamaz hale geldi. Zaten borçlarla, kredilerle ayakta durmaya çalışan çiftçinin bir de böyle bir felaketle karşılaşınca tarlasına gidecek halinin kalmadığını görüyoruz.

Çoğunun sığınabilecekleri bir barınakları da yok, çadır sorunu yaşıyorlar. Yıkılan ev kadar enkaz altında kalan traktör de önemli. Devletin traktör desteği vermesi gerekiyor, yeniden traktör alma güçleri yok çünkü. Üretimden kopmamaları için bir an önce destek olunması lazım. Aksi halde tarlalar boş nadasa kalacak ve bu da üretim kaybı ve pahalılık demektir.”

‘HATAY’DA PAMUK VE MISIR REKOLTESİ DÜŞEBİLİR’

Depremin yarattığı zorlukların yanında bir de kuraklık ile mücadele ediliyor.

Antakya Ziraat Odası Başkanı Mehmet Muzaffer Okay, sozcu.com.tr’ye yaptığı değerlendirmede, depremden sonra hem tarım arazilerindeki şekil bozukluklarından dolayı hem de kuraklık sonrası sulama ihtiyaçlarını karşılayamadıklarından dolayı pamuk ve mısırda rekolte kaybı beklediklerini anlattı.

Okay’ın aktardığına göre, Asi Nehri kenarında zemin sıvılaşması çoğaldı, arazilerde topografik bozulmalar meydana geldi, yer yer kaymalar oldu ve araziler yön değiştirdi.

Tüm zorluklara rağmen çiftçinin üretime devam etmeye çalıştığını kaydeden Okay, bu sefer de kuraklık nedeniyle suya erişimin zor olduğunu ve depremden sonra barajların su tutma kapasitesinin 3’te 2 oranında azaldığını dile getirdi.

Antakya’daki Yarseli Barajı’nın 55 milyon metreküp su tutarken deprem sonrası bu miktarın 25 milyon metreküpe düştüğü bilgisini veren Okay, çiftçinin yaşadığı ikilemi şu sözlerle ifade etti:

BİR DE KURAKLIKLA MÜCADELE EDİYORLAR

“Depremden dolayı derin kuyularda kayıplar var. Derin kuyuların çalışmayacağı ve çalışanlar da ek masraf gerektireceği için çiftçi ‘ne yapacağım’ diye kara kara düşünüyor. Bu yüzden az su isteyip, verimi yüksek olan ürünleri tercih ediyor. Bunlar da ya pamuk ya mısır. Fakat pamukta da fiyat sıkıntısı var. Yani para etmiyor. Bu yüzden yanaşmıyor çiftçi. Tüm sıkıntıların yanında bir de böyle bir ikilem oluştu.”

Hatay’daki çiftçi için en önemli sorunlardan birinin sulama sorununun giderilmesi olduğunu belirten Okay, depremzede çiftçiler adına şu taleplerde bulundu:

“Bölgedeki çiftçi için pozitif ayrımcılık istiyoruz. Sulama işlemi kolaylaştırılmalı. Barajların, yer altı kaynaklarının onarımı yapılmalı. Ürün desteklemelerini bu dönem için erken ödenmesini istiyoruz.”

‘TRAKTÖR DE İLAÇ DA ENKAZ ALTINDA, KÖYLERDE ÇADIR SIKINTISI DEVAM EDİYOR’

Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut ise, deprem sonrası Elbistan’ın nüfusunun yarı yarıya düştüğünü, kalan çiftçilerin üretime devam edeceğini ancak enkaz altında kalan traktörleri nedeniyle bunun zor olacağını, bunun yanı sıra iş gücü kaybı oluşmasının da olumsuzluk yaratacağını ifade etti.

Enkaz altında yalnızca traktör ve ekipmanın değil, gübre ve zirai ilaçların da kaldığını aktaran Bulut, “Gübre fabrikası malı getirse ya da ziraat ilaçlar sahaya gelse bile gübre ve ilaç satacak bayi kalmadı. Köyde yaşayan insanlar için çadır ve konteyner sıkıntısı devam ediyor” dedi.

Şu an tüm zorluklara rağmen üretmeye devam eden çiftçilerin yaşadığı en büyük zorluklardan birinin de yüksek mazot ve gübre fiyatları olduğunu, depremden sonra çiftçinin bu girdileri temin edemediğinin altını çizdi.

Bu ayın sonunda yaz ekimlerinin başlayacağını, şeker pancarı ve mısır ekeceklerini belirten Bulut, “Depremden sonra pahalılığın altından kalkamaz halde çiftçi. Devletin gübre ve mazotta çiftçiye ek destekler sağlayıp, yaralarımızı sarması lazım” diye konuştu.

Adıyaman’da enkaz altında kalan ve öldüğü düşünülen “Sarıkız” adlı inek, depremin 15’inci gününde kurtarılmıştı. (Kaynak: AA)

ADIYAMAN’DA 10 BİNİN ÜZERİNDE HAYVAN ÖLDÜ

Adıyaman Ziraat Odası Başkanı Yaşar Özkan ise, kentte 10 binin üzerinde büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanın telef olduğu tahmininde bulundu.

Yıkılan ahırların tarım il müdürlükleri kanalıyla kaydının tutulup, Tarım ve Orman Bakanlığı’na verildiğini söyleyen Özkan, ölen hayvanların toplam hayvan varlığı içinde ne kadarlık bir paya sahip olduğunun ilerleyen dönemde netleşeceğini belirtti.

Nisan ayının sonlarında tütün üretimine başlayacaklarını, bir yandan da kuraklıkla mücadele ettiklerini kaydeden Özkan, “Büyük zorluklar içinde üretime devam etmeye çalışıyoruz. Belki gelecek aylarda işçi de bulamayacağız. Deprem bölgesindeki çiftçi borçlarının affedilmesini talep ediyoruz” talebinde bulundu.

NARENCİYENİN %57,5’İ, PAMUĞUN %72,7’Sİ BÖLGEDE ÜRETİLİYOR

Öte yandan, ranta dayalı politikaların felakete dönüştürdüğü depremin tarım üzerinde neden yıkıcı etkiler bıraktığı şuradan anlaşılabilir:

* Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının yüzde 9,1’i, tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın ise yüzde 15,1’i afet bölgesinden karşılanıyor.

* TÜİK verilerine göre 2022’de 23,8 milyon hektar tarım alanının 3,8 milyon hektarı, depremden etkilenen 11 ilde bulunuyor ve bu toplam tarım alanlarının yüzde 16,1’ine tekabül ediyor.

* TÜİK verilerine göre, 2021’de Türkiye’nin bitkisel üretim değeri 306,3 milyar iken bölgenin bu değere katkısı 64,1 milyar lira ile yüzde 20,9 gibi bir oranla toplam bitkisel üretim değerinin beşte birinden fazlasına karşılık geldi.

* Bölgede büyükbaş hayvan sayısı Türkiye toplam sığır varlığının yüzde 12’sini ve küçükbaş hayvan varlığının yüzde 18’ini teşkil ediyor.

* TÜİK verilerine göre, 2020’de Türkiye’nin hayvansal üretim değeri 108,5 milyar lirayken bölgenin bu değere katkısı 7,3 milyar lira ile yüzde 6,7 gibi azımsanmayacak bir orana sahip.

* Bölge, Türkiye’nin 238,7 milyar liralık canlı hayvan değerinde ise yüzde 13,2’lik bir hacmi barındırıyor ve temel tarımsal ürünlerin önemli bir bölümüne ev sahipliği yapıyor.

* Türkiye’de üretilen Antep fıstığının yüzde 82,7’si, pamuğun yüzde 72,7’si, narenciyenin yüzde 57,5’i, mısır ve bademin yüzde 33’ü, buğdayın yüzde 19’u ve zeytinin yüzde 16’sı deprem bölgesinden üretiliyor.

* Örneğin depremden en fazla zarar gören illerden Hatay, Türkiye pamuk üretiminin yüzde 8,6’sını tek başına sağıyor. Hatay, mısırda Türkiye üretiminin yüzde 2’sini üretirken, Kahramanmaraş’tan yüzde 3’ü temin ediliyor.

* Türkiye badem üretiminin yüzde 33’ünün sağlandığı bölgede, bu üretimin yüzde 17,8’i Adıyaman’dan karşılanıyor.

* Bölge, Türkiye Antep fıstığı üretiminden yüzde 82,7 pay alırken, Gaziantep üretimin yüzde 23,4’ünü, Adıyaman ise yüzde 11,3’ünü karşılıyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*